The alert period ensured quick response to the potential danger nearby.
Alarm dönemi, yakındaki potansiyel tehlikeye hızlı müdahale edilmesini sağladı.
The enlisting poster attracted many potential new soldiers at the fair.
Kayıt afişi, panayırda birçok potansiyel yeni askerin dikkatini çekti.
The loosening knot in the rope signaled a potential safety hazard.
İpteki düğümün gevşemesi, olası bir güvenlik riskine işaret ediyordu.
Her quick disposal of the broken chair avoided a potential accident.
Kırık sandalyeyi hızlıca ortadan kaldırması, olası bir kazayı önledi.
The military presence in the remote area helped deter potential threats.
Ücra bölgedeki askerî varlık, muhtemel tehditleri caydırmaya yardımcı oldu.
The man of peace was praised for preventing a potential conflict.
Olası bir çatışmayı önlediği için bu barışçı insan övgü topladı.
Insurance is essential for every merchant ship to cover potential losses.
Olası kayıpları karşılamak için her ticaret gemisinin sigortalı olması şarttır.
The child's hollering alerted the parents to a potential danger.
Çocuğun çığlıkları, anne babasını olası bir tehlikeye karşı uyardı.
The young ice skater showed great potential in the local contest.
Genç buz patencisi, yerel yarışmada büyük bir potansiyel gösterdi.
The team must think through the strategy to avoid potential mistakes.
Ekip, olası hatalardan kaçınmak için stratejiyi etraflıca düşünmek zorunda.
He paused to weigh up the potential benefits against possible problems.
Olası faydaları muhtemel sorunlara karşı tartmak için durup bir düşündü.
She traveled all week to strike deals with several potential partners.
Birçok potansiyel ortakla iş bağlamak için bütün hafta seyahat etti.
She wore a ballistic vest to ensure safety against potential gunfire.
Olası silahlı saldırılara karşı güvende olmak için balistik yelek giydi.