His speech at the graduation ceremony was really something else, everyone felt inspired.
Mezuniyet törenindeki konuşması inanılmazdı, herkes kendini ilham almış hissetti.
The special effects in that movie were really something else for a low-budget film.
O filmdeki özel efektler, düşük bütçeli bir film için inanılmazdı.
I mean, he's really something else.
Yani, o gerçekten başka türlü bir şey.
Well, if consciousness exists, it's really something else.
Eğer bilinç varsa, bu gerçekten de başka bir şey.
You're really something else, brother.
Sen hakikaten farklı bir şeysin kardeşim.
That new restaurant you recommended was really something else, I loved every dish.
Önerdiğin yeni restoran inanılmazdı, yediğim her yemeğe bayıldım.
Her performance last night was really something else; the whole audience was speechless.
Dünkü performansı inanılmazdı; bütün izleyiciler resmen nutku tutulmuş haldeydi.
Her voice on stage was really something else, so powerful yet so gentle.
Sahnede sesi inanılmazdı, hem çok güçlüydü hem de çok yumuşaktı.
Deception shows you one thing that's really something else.
Aldatmaca bir şeyin aslında başka bir şey olduğunu gösterir.
The magician's final trick was really something else; nobody could figure it out.
Sihirbazın son numarası inanılmazdı; kimse nasıl yaptığını çözemedi.
The boy I told you about is really something else.
Bu bahsettiğim çocuk çok bambaşka bir şey.
Nature's beauty is really something else.
Tabiatın güzelliği gerçekten başka bir şey.
It's really something else to be inside.
İçinde olmak daha başka bir şeydir.