Without a return ticket, his visa application was not accepted.
Gidiş-dönüş bileti olmadığı için vize başvurusu kabul edilmedi.
Buying a return ticket in advance guarantees a seat on the train.
Trende yer garantisi için gidiş-dönüş biletini önceden almak gerekiyor.
The bolshy customer argued loudly about the store's return policy.
Kavgacı müşteri, mağazanın iade politikası hakkında yüksek sesle tartıştı.
The cashier asked for my loyalty number before processing the return.
Kasiyer, iade işlemini başlatmadan önce benden sadakat numaramı istedi.
Investing in publicity can provide a strong return on marketing investment.
Tanıtıma yatırım yapmak, pazarlama açısından güçlü bir geri dönüş sağlayabilir.
They arranged a return visit to the factory to discuss new production ideas.
Yeni üretim fikirlerini konuşmak için fabrikaya bir geri dönüş ziyareti ayarladılar.
He booked a one-way ticket online without worrying about return dates.
Dönüş tarihini dert etmeden, internetten tek gidişlik bilet ayırttı.
He forgot to stamp the return receipt on the envelope this morning.
Bu sabah zarfın üzerindeki iade alındısı kısmına damga basmayı unuttu.
They bought a welcome-home present to celebrate her return from abroad.
Yurtdışından dönüşünü kutlamak için ona bir eve dönüş hediyesi aldılar.
Customer service asked for the delivery receipt to process the return claim.
Müşteri hizmetleri, iade talebini işleme koymak için teslimat makbuzunu istedi.
Ordering policies ensure customers know their rights and return guidelines.
Sipariş politikaları, müşterilerin haklarını ve iade koşullarını bilmelerini sağlar.
The store's preferential return policy benefits premium members exclusively.
Mağazanın ayrıcalıklı iade koşulları, yalnızca premium üyelere avantaj sağlıyor.
The shopper asked the clerk about the return policy before purchasing.
Alışveriş yapan kişi, ürünü almadan önce görevliye iade koşullarını sordu.