The children shouted the rules all together before starting the game.
Çocuklar oyuna başlamadan önce kuralları hep birlikte yüksek sesle söylediler.
Some athletes break the rules to gain unfair advantages in games.
Bazı sporcular, maçlarda haksız avantaj sağlamak için kuralları çiğniyor.
The governing body set new rules for the upcoming soccer season.
Futbolu yöneten kurul, yaklaşan sezon için yeni kurallar getirdi.
The harsh rules only perpetuate fear among the students at school.
Okuldaki sert kurallar, öğrenciler arasındaki korkuyu sadece canlı tutuyor.
Parents teach children to submit to rules for their own well-being.
Ebeveynler, çocuklara kendi iyilikleri için kurallara boyun eğmeyi öğretir.
Each affiliate must follow the rules set by the central office.
Her bağlı kuruluş, merkez ofisin belirlediği kurallara uymak zorundadır.
The question does not arise because everyone understood the rules well.
Herkes kuralları iyi anladığı için böyle bir soru gündeme gelmez.
Her willful refusal to follow the rules caused a big argument.
Kurallara uymayı bile bile reddetmesi büyük bir tartışmaya yol açtı.
The rules apply to every player without exception during the game.
Kurallar, oyun sırasında sahadaki her oyuncu için istisnasız geçerlidir.
The athlete took his punishment for breaking the rules without argument.
Sporcu, kuralları çiğnediği için verilen cezaya itiraz etmeden katlandı.
She explained the rules abundantly so everyone could understand them easily.
Kuralları öylesine açık bir şekilde anlattı ki herkes rahatça anlayabildi.
The tournament rules require players to bring their own badminton racquet.
Turnuva kuralları, oyuncuların kendi badminton raketlerini getirmesini şart koşuyor.
Every online forum should have a reliable moderator to enforce rules.
Her çevrimiçi forumda, kuralları uygulayacak güvenilir bir moderatör olmalıdır.