They rejected the same old excuse about the broken computer again.
Bozuk bilgisayar masalı gibi aynı eski bahaneyi yine kabul etmediler.
Different dialects sometimes have a unique spelling for the same word.
Farklı lehçelerde bazen aynı kelimenin kendine özgü bir yazımı olur.
He met another migrant at the community center who shared the same background.
Toplum merkezinde, kendisiyle benzer geçmişe sahip başka bir göçmenle tanıştı.
Voices break up when multiple devices use the same frequency channel.
Aynı frekans kanalını birden fazla cihaz kullanınca sesler karışıp bozuluyor.
Watching the same movie again dulled the thrill she felt initially.
Aynı filmi tekrar izlemek, ilk başta hissettiği heyecanı öldürdü.
Shuffle play gives a fresh mix to the same old tracks.
Karışık çalma, aynı eski parçalara taptaze bir hava katıyor.
Lessons learned from previous mistakes can prevent repeating the same errors.
Önceki hatalardan alınan dersler, aynı yanlışları tekrar etmemizi önleyebilir.
People from the same nationality often share similar festivals and holidays.
Aynı millete mensup insanlar genellikle benzer bayramları ve şenlikleri paylaşırlar.
He started to be bored after reading the same book many times.
Aynı kitabı defalarca okuyunca bir süre sonra canı sıkılmaya başladı.
His biological father was a skilled carpenter living in the same town.
Biyolojik babası, aynı kasabada yaşayan çok usta bir marangozdu.
The lessons learned approach helped the team avoid repeating the same mistakes.
Çıkarılan dersler yaklaşımı, ekibin aynı hataları tekrar etmesini engelledi.
The museum exhibit included the mummy alongside artifacts from the same era.
Müzedeki sergide, mumya aynı döneme ait eserlerle birlikte sunulmuştu.
The author needlessly repeated the same point several times in the paragraph.
Yazar, paragrafta aynı noktayı defalarca kez gereksiz yere tekrarladı.