Look, we need somebody with a sharp eye who can spot inefficiencies and waste.
Biz verimsizlik ve israfı farkedebilecek keskin gözleri olan birini arıyoruz.
He has a very sharp eye.
Çok keskin gözleri vardır.
It is prince who has the gifts sharp eye, brave heart, quick...
Yetenekli olan prens, keskin gözlü, cesur kalpli, tez...
I'm a documents and identities specialist... with a sharp eye for early Danish Modern.
Geçmiş Danimarka Çağdaşları konusunda keskin gözlü bir döküman ve kimlik uzmanıyım.
You only need a inkjet preparation recipe and a sharp eye for quality to get started.
Sadece ink-jet baskı ön-hazırlık reçetesine ve kaliteyi başlatmak için de keskin gözlere ihtiyacınız vardır.
Our successful Store Managers all have excellent leadership skills and a sharp eye for business.
Başarılı Mağaza Müdürlerimizin tümü harika liderlik becerilerine ve iş için keskin gözlere sahiptir.
The man with a sharp eye and quick decision.
Keskin gözlü ve hızlı karar veren bir adam.
Look, we need somebody with a sharp eye who can spot inefficiencies and waste.
Bakın. Biz verimsizlik ve israfı farkedebilecek keskin gözleri olan birini arıyoruz.
I'm a documents and identities specialist with a sharp eye for early Danish Modern.
Geçmiş Danimarka Çağdaşları konusunda keskin gözlü bir döküman ve kimlik uzmanıyım.
Her sharp eye caught the subtle details in the painting immediately.
Onun keskin bakışları, tablodaki ince ayrıntıları anında fark etti.
The teacher praised her sharp eye for noticing the student's improvement.
Öğretmen, öğrencideki gelişmeyi fark eden dikkatli bakışı için onu övdü.
A sharp eye is needed to notice the slight difference in color shades.
Renk tonlarındaki ufacık farkı görebilmek için çok dikkatli bir göz gerekir.
He showed a sharp eye by catching the mistake everyone else missed.
Herkesin gözünden kaçan hatayı fark ederek ne kadar dikkatli olduğunu gösterdi.