Sometimes it sucks being a short-timer.
Bazen kısa süreli olmak berbat bir şey.
You need to soldier up and stop whining like a gutless short-timer
Bir asker ol ve korkaklar gibi sızlanmayı kes.
I see you as a short-timer.
Tam gün çalışmam lazım.
Now that you're a short-timer.
Herhalde hepsi boş laftı!
I see you as a short-timer.
Dışarıda biraz konuşabilir miyiz?
You need to soldier up and stop whining like a gutless short-timer That's it?
Bir asker ol ve korkaklar gibi sızlanmayı kes.
You a short-timer? A what, sir?
Kısa süreliğine mi geldin? - Nasıl efendim?
It was the day of release for the Third Hall-man as well, and the short-timer girl I had won for him was waiting for him outside the wall.
Aynı zamanda Üçüncü Mey-dancı'nın da tahliye günüydü ve onun için fethettiğim, cezası daha az olan kız, duvarların dışında onu bekliyordu.
That said... Short-timer!
Bu da demek oluyor ki... Kısa Zamanlı!
If I'm a short-timer, give me drugs. I'll go back to work.
Az zamanım varsa bir-iki hap ver.
I'm what they call a short-timer.
Kısa zamanlı dedikleri tipten biriyim.
I see you as a short-timer.
Benim gözümde kısa vadelisin.
You need to soldier up and stop whining like a gutless short-timer That's it?
Asker gibi davranıp, tezkere almak üzere olan korkak biri gibi davranmaktan vazgeçmelisin.