And if you succeed, the evil spawn growing inside her will influence her own evil leanings.
Ve eğer başarılı olursanız içinde büyüyecek olan şeytani yumurta, kendi kötülüğü ile onu etkileyecek.
Using their bodies to lay its own spawn.
Yumurta bırakmak için onların bedenini kullandı.
She changed my name so... no-one would know I was the devil's spawn.
Kimse şeytanın tohumu olduğumu bilmesin diye ismimi değiştirdi.
We were hoping you would enlighten us, spawn of evil.
Senin bizi aydınlatacağını umuyorduk, kötülüğün tohumu.
The aquarium staff carefully moved the spawn to a safe tank.
Akvaryum görevlileri, yumurtaları dikkatlice daha güvenli bir tanka taşıdı.
Fish spawn floated on the surface of the lake, awaiting hatching.
Balık yumurtaları, açılmayı bekleyerek gölün yüzeyinde yüzüyordu.
The frog's spawn was found attached to a water lily.
Kurbağanın yumurtaları, bir nilüfer yaprağına tutunmuş halde bulundu.
First of all, Cooper's spawn aren't actually coming out until Henry's college graduation...
Cooper'ın yumurtaları Henry üniversiteden mezun olana kadar çıkacak gibi değil zaten.
The fisherman noticed fresh spawn near the shore this morning.
Her creativity tends to spawn unique ideas during brainstorming sessions.
Yaratıcılığı, beyin fırtınası sırasında özgün fikirlerin ortaya çıkmasını sağlıyor.
Many fish spawn in shallow waters to protect their eggs.
Pek çok balık, yumurtalarını koruyabilmek için sığ sularda ürer.
The new government policies will spawn numerous economic changes in the country.
Yeni hükümet politikaları, ülkede pek çok ekonomik değişikliğe yol açacak.
The accident could spawn new safety regulations for the manufacturing industry.