They stage-managed the whole event to impress the important guests.
Önemli konukları etkilemek için bütün etkinliği en ince ayrıntısına kadar kurguladılar.
She stage-managed the surprise party perfectly without anyone knowing.
Sürpriz partiyi kimsenin ruhu duymadan kusursuzca organize etti.
He stage-managed the argument to win the debate convincingly.
Tartışmayı, münazarayı ezici bir üstünlükle kazanacak biçimde kurguladı.
I'm used to group dates stage-managed by my church.
Önceden sürekli kilisenin düzenlediği grup buluşmalarına giderdim.
Yes, so much so that it could almost have been stage-managed.
Evet, neredeyse sahneye konabilecek kadar.
Everything was, like, stage-managed to the highest possible standard.
Her şey en yüksek standartlara göre ayarlanmış ve yürütülmüştü.
Clinton's entry to the ballroom was brilliantly stage-managed.
Clinton'ın balo salonuna girişi mükemmel bir şekilde sahne yönetiminde yapıldı.
Stage-managed, if you like.
Gizlice kurgulanmış deyin isterseniz.
Even his release was stage-managed.
Yönetimini bile egemen atamıştır...
It was not stage-managed.
Katı atık yönetimi yapılamadı.
Not stage-managed at all.
Hiç de sahnelenmiş gibi durmuyor.
Starting with the stage-managed arrest?
Gizlice düzenlenen tutuklamadan itibaren mi?
Not stage-managed... at all.
Hiç gizli saklı da değil.