Not another minute would he tolerate such behavior in his classroom.
Sınıfında böyle bir davranışa artık bir dakika bile tahammül etmeyecekti.
She refused to accept such degrading work that lowered her self-esteem.
Öz saygısını zedeleyen böyle aşağılayıcı bir işi kabul etmeyi reddetti.
We watched them rock and roll on stage with such high energy.
Onların sahnede bu kadar yüksek enerjiyle rock'n roll yapışını izledik.
It's hard to tolerate such rude behavior in public places.
Kamuya açık yerlerde bu kadar kaba bir davranışa göz yummak zor.
You need to tread carefully when negotiating with such aggressive buyers.
Bu kadar agresif alıcılarla pazarlık yaparken çok dikkatli davranman gerekir.
With such early savings, time is on your side financially speaking.
Bu kadar erken birikimle, finansal açıdan zaman senin lehine.
There is no warrant for such harsh punishment in this case.
Bu olayda bu kadar ağır bir cezaya yönelik hiçbir gerekçe yok.
He chose to take leave rather than continue working under such pressure.
Bu kadar baskı altında çalışmaya devam etmek yerine izin almayı seçti.
Wearing such unseemly clothes to a formal event is discouraged.
Bu kadar uygunsuz kıyafetlerle resmî bir davete gitmek hoş karşılanmaz.
Journalists must stand in victims' shoes while reporting such sensitive stories.
Gazeteciler, bu kadar hassas haberleri yaparken kendini mağdurların yerine koymalı.
Living with such financial uncertainty is starting to strain her nerves badly.
Bu kadar maddi belirsizlikle yaşamak sinirlerini fena halde yıpratmaya başladı.
The teacher was aghast when the students made such careless mistakes.
Öğretmen, öğrencilerin bu kadar dikkatsizce hata yapmasına adeta şok oldu.
Lifting such heavy weights was beyond the athlete's abilities before training.
Bu kadar ağır kiloları kaldırmak, antrenmandan önce sporcunun kapasitesini zorluyordu.