The time difference during the project phases affected the final completion date.
Proje aşamaları arasındaki zaman farkı, nihai bitiş tarihini etkiledi.
The time difference between the shifts added a delay in task completions.
Vardiyalar arasındaki zaman farkı, işlerin tamamlanmasında gecikmeye yol açtı.
Travelers often suffer from jet lag due to the time difference across continents.
Kıtalar arasındaki saat farkı yüzünden yolcular genellikle jet lag yaşıyor.
This time difference can cause confusion when attending virtual conferences.
Bu saat farkı, çevrim içi konferanslara katılırken karışıklığa yol açabiliyor.
She calculates the time difference to catch the best customer support hours.
En uygun müşteri hizmetleri saatlerini yakalamak için saat farkını hesaplıyor.
Despite the time difference, their schedules are almost identical every day.
Saat farkına rağmen, her gün neredeyse birbirinin aynısı programları var.
We always check the time difference before planning calls with overseas clients.
Yurtdışındaki müşterilerle görüşme planlamadan önce mutlaka saat farkını kontrol ederiz.
Understanding time difference is critical for managing global distributed teams.
Dünya geneline yayılmış ekipleri yönetirken saat farkını anlamak çok önemlidir.
We noticed a time difference when coordinating the project's start and end dates.
Projenin başlangıç ve bitiş tarihlerini ayarlarken arada bir zaman farkı olduğunu fark ettik.
The time difference between the flights caused a two-hour layover.
Uçuşlar arasındaki zaman farkı yüzünden iki saatlik bir aktarma beklemek zorunda kaldık.
They monitor the time difference to coordinate global business hours effectively.
Dünya çapındaki çalışma saatlerini verimli koordine edebilmek için saat farkını takip ediyorlar.
There is a small time difference between the scheduled and actual event start.
Planlanan başlangıç saatiyle etkinliğin gerçekten başladığı an arasında küçük bir zaman farkı var.
With the time difference, I arrived yesterday morning.