A big tree in the courtyard provides a cozy gathering spot.
Avludaki kocaman ağaç, insanlara sıcak bir toplanma köşesi sunuyor.
During the storm, a tree branch burst through the window.
Fırtına sırasında bir ağaç dalı camı kırıp içeri doğru patladı.
The bean tree outside our house blooms with beautiful white flowers.
Evimizin önündeki bakla ağacı, her yıl bembeyaz çiçeklerle açar.
A bear paw appeared in the snow beside the fallen tree.
Devrilen ağacın yanında, karın üzerinde bir ayı patisi belirdi.
A sudden lightning bolt struck the old tree by the river.
Aniden çakan bir şimşek, nehrin yanındaki yaşlı ağaca vurdu.
Local villagers often gather under the mango tree to share stories.
Yerel köylüler sık sık mango ağacının altında toplanıp sohbet eder.
A small memorial stood where the old tree had once grown.
Eskiden o büyük ağacın olduğu yerde küçük bir anıt duruyordu.
Around the date tree, cultural rituals and dances are performed.
Hurma ağacının etrafında kültürel ritüeller ve halk dansları icra edilir.
The dead tree's hollow trunk housed a family of owls.
Ölü ağacın içi oyuk gövdesi bir baykuş ailesine yuva olmuştu.
Decaying bark fell off the tree, revealing fresh layers beneath.
Ağaçtan dökülen çürüyen kabuk, altındaki taze katmanları ortaya çıkardı.
The tall poplar tree stood out against the clear blue sky.
Uzun kavak ağacı, masmavi gökyüzüne karşı hemen göze çarpıyordu.
He carefully pruned the bonsai tree to maintain its tiny shape.
Minik şeklini korumak için bonsai ağacını büyük bir özenle budadı.
The strong wind knocked down some branches of the hazelnut tree.
Şiddetli rüzgâr, fındık ağacının bazı dallarını kırıp yere düşürdü.