Guests posed happily under the bright balloon arch during the event.
Konuklar etkinlik boyunca parlak balon kemerinin altında keyifle poz verdiler.
Rescuers were able to capture alive the survivors trapped under debris.
Kurtarma ekipleri, enkaz altında kalanları sağ olarak çıkarmayı başardı.
The jeweler showed the sparkling diamond under a protective bell jar.
Kuyumcu, parıldayan elması koruyucu bir cam fanusun altında gösterdi.
Children played happily under the bright blue sky at the park.
Çocuklar, parkta parlak mavi gökyüzünün altında neşe içinde oynuyordu.
Local villagers often gather under the mango tree to share stories.
Yerel köylüler sık sık mango ağacının altında toplanıp sohbet eder.
Patients under monitored care showed faster recovery rates in the hospital.
Gözetim altında izlenen hastalar, hastanede daha hızlı iyileşme gösterdi.
Among all the students, she was the coolest under pressure.
Tüm öğrenciler arasında, baskı altında en soğukkanlı olan oydu.
The emerald green meadow stretched out under the clear blue sky.
Zümrüt yeşili çayır, tertemiz mavi gökyüzünün altında uzanıp gidiyordu.
Finding the lost satchel under the desk made him very happy.
Sıranın altında kayıp okul çantasını bulmak onu çok mutlu etti.
Sea glass shimmering under the sunlight made the artwork truly special.
Güneşin altında parıldayan deniz camı, eseri gerçekten özel kıldı.
Heaps of fruit peels were tossed carelessly under the kitchen table.
Mutfak masanın altında rastgele atılmış bir yığın meyve kabuğu vardı.
The mountain's snow cover melts quickly under the strong sun.
Dağın üzerindeki kar örtüsü, güçlü güneşin altında hızla eriyor.
They sweat away under tough conditions to complete the mountain climb.
Dağa tırmanışı tamamlamak için zorlu koşullar altında var güçleriyle uğraştılar.