Their prophetic claims were based on patterns no one else noticed.
Onların kehanet gibi iddiaları, başkalarının fark etmediği örüntülere dayanıyordu.
Her preliminary thoughts were based on the first report she read last night.
Onun ilk değerlendirmeleri, dün gece okuduğu ilk rapora dayanıyordu.
The goals of the team you started running in previous games were based on certain rules.
Daha önceki oyunlarda çalıştırmaya başladığınız takımın hedefleri, belli başlı kurallara dayalıydı.
Previously, the results you received for an worldwide search were based on the country code selected.
Daha önce, uluslararası arama için aldığınız sonuçlar, seçilen ülke koduna dayanmaktaydı.
Their research results were based on aggregated information from multiple sources.
Araştırma sonuçları, birden fazla kaynaktan toplanıp bir araya getirilmiş bilgilere dayanıyordu.
The rumors were based on secondhand gossip rather than official statements.
Söylentiler, resmî açıklamalar yerine kulaktan dolma laflara dayanıyordu.
They were based on valid, scientific investigation.
Hepsi de geçerli, bilimsel araştırmalara dayanıyordu.
Her conclusions were based on empirical observations, not assumptions.
Onun vardığı sonuçlar varsayımlara değil, gözlemsel bulgulara dayanıyordu.
The risks accounted in the analysis were based on recent data.
Analizde dikkate alınan riskler güncel verilere dayanıyordu.
The survey's results were based on guesstimates rather than precise measurements.
Anketin sonuçları, kesin ölçümler yerine yaklaşık tahminlere dayanıyordu.
Her fears were based on made-up rumors that had no truth.
Korkuları, gerçekle ilgisi olmayan uydurma dedikodulara dayanıyordu.
Our plans were based on the assumption that the weather would stay clear.
Planlarımız, havanın açık kalacağı varsayımına dayanıyordu.
They were based on personal experiences rather than on scientific proof.
Bunlar bilimsel kanıtlar yerine daha çok kişisel deneyimlere dayanıyordu.