Don't be a wise guy, sell cotton.
Ukalalık etme de, pamuk sat.
Quit being a wise guy; on decoding the hard drive.
Zeki adam olmayı bırak da sabit disk ile ilgilen.
Be careful what you wish for there, wise guy.
Orada ne olduğunu umarken dikkatli ol akıllı çocuk.
Yes, there's plenty else, wise guy.
Evet, başka çok şey var, ukalâ.
I think wise guy here put some stuff in it.
He was half of a wise guy on a good day.
İyi gününde yarı bilge bir adam sayılırdı.
All right, wise guy, I'll make you a deal.
Pekâlâ akıllım, seninle bir anlaşma yapacağım.
Now, you listen to me, wise guy.
Şimdi beni iyi dinle, akıllı çocuk.
This wise guy claims the money he owed us was stolen.
Zeki arkadaşımız... bize borcu olan paranın çalındığını iddia ediyor.
Don't even think about it, wise guy.
Aklından bile geçirme, akıllı çocuk.
No, wise guy, it's not a puppy.
Hayır zeki adam, köpek değil.
The indicated road is closed, wise guy.
Gösterdiğin yol kapalı, parlak zeka.
Okay, wise guy, your turn.