Drive-in, yoldaki yolcular için son derece pratik bir yemek seçeneği sunuyor.
The drive-in provides a convenient dining option for travelers on the road.
Drive-in, arabanda keyifle içebileceğin çeşitli milkshake'ler sunuyor.
The drive-in offers a variety of milkshakes to enjoy in your car.
Drive-in restoran oldukça kalabalıktı, arabalar hızlıca yemek almak için sıraya girmişti.
The drive-in was busy with cars lining up for quick meals.
McDonald kardeşlerin çok başarılı bir Drive In'leri vardı; bu başarıya karşın maliyetleri azaltmaya ve işleri basitleştirmeye karar verdiler...
The McDonald brothers had a very successful drive-in, but they decided to cut costs and simplify.
Ayrı ayrı yapılandırılan düzen seçeneklerini etkinleştirmek için iki M Drive düğmesi.
Two M Drive buttons now included to activate the individually configured set-up options.
Sampson Drive güzel bir yerleşim alanıdır.
Sampson Drive's a nice residential area.
Blink Drive veya değil, bu ikimizden biri ölene dek bitmeyecek.
Blink Drive or not, you know this won't end until one of us is dead.
Maple Drive adında yeni bir filmim çıktı.
I'm in a new movie - "maple drive" - just came out.
Her Drive serisi, belirli uygulama ihtiyaçlarını karşılamak üzere tasarlanmıştır.
Each Drive series is designed to meet specific application needs.
Blood Drive sana bunu ödetmenin en iyi yoluydu.
Blood drive was the best way to make you pay.
Blood Drive ilk sezonunun ardından iptal edildi.
Blood Drive has been cancelled after just one season.
Rodeo Drive, muhtemelen şehrin en çok bilinen alışveriş noktasıdır.
Rodeo Drive is arguably the most famous shopping district in the world.
Fusion Drive tüm bunları arka planda otomatik olarak yönetir.
Fusion Drive manages all this automatically in the background.