Büyükbabanın mektupları, o dönem hakkında bilgiyle dolu bir altın madeni.
Your grandfather's letters are a gold mine of information about that era.
Hükümetler zaman zaman sahte haber ve yanlış bilgiyle mücadele etmek için yasalar çıkarıyor.
Governments sometimes pass laws to fight fake news and false information.
Belki de referans mektubunu yazmaya bu yeni bilgiyle yeniden başlamalısın.
Maybe you can start your reference letter with this new info.
Genç beyinleri bilgiyle doldurmak, evet.
İçini bilgiyle doldurabileceğim boş bir tekne gibi.
Ve biz bu bağımlılığı, teknoloji ve bilgiyle sürdürmeye teşvik ediliyoruz.
And we are encouraged to maintain the addiction through technology and information.
Onlara verdiğim küçük bir bilgiyle hemen harekete geçtiler.
They've acted quickly on the little information that I gave them.
Donnie içerden aldığı bilgiyle önemli bir hamle yaptı.
Donnie made a substantial move based on inside information.
E-postam epey uzun ve ağzına kadar bilgiyle doluydu.
My e-mail was lengthy and chock full of information.
Todd, ben asla gizli, kamuya açık olmayan bilgiyle ticaret yapmam.
Todd, I would never trade on privileged, non-public information.
Öğretmen, öğrencilerin kafasını bilgiyle ve merakla doldurdu.
The teacher filled the students' heads with knowledge and curiosity.
Elimizdeki kısıtlı bilgiyle, evet efendim.
Well, given the limited information we have, sir, yes.
Tüm o bilgiyle hiç kimseye güvenmiyor.
He doesn't trust anyone with all the information.