The coach devised a plan to confound the opposing team's game strategy.
Antrenör, karşı takımın oyun düzenini bozacak bir plan geliştirdi.
The team devised a solution to increase the software's efficiency considerably.
Ekip, yazılımın verimliliğini kayda değer ölçüde artıran bir çözüm geliştirdi.
The market strategist devised a new campaign targeting young adults this quarter.
Pazarlama stratejisti bu çeyrekte genç yetişkinleri hedef alan yeni bir kampanya tasarladı.
To explain this phenomenon, each scientist devised his own theory.
Bu fenomeni açıklamak için, her bilim adamı kendi teorisini tasarladı.
However, that was a heaven devised by a machine.
Ancak bu, bir makine tarafından tasarlanan bir cennet oldu.
The waging commanders devised new strategies to outmaneuver their opponents quickly.
Çatışmayı yöneten komutanlar, rakiplerini hızla alt etmek için yeni stratejiler geliştirdi.
His business strategy was devised on the model of well-known industry leaders.
İş stratejisini, sektördeki tanınmış liderleri kendine model alarak geliştirdi.
In solitary thought, she devised a plan to solve the complex problem.
Yalnız başına düşünürken, bu karmaşık sorunu çözecek bir plan geliştirdi.
The general devised a brilliant stratagem to win the battle with minimal losses.
General, savaşı en az kayıpla kazanmak için dahiyane bir taktik geliştirdi.
Using cleverness, she devised a plan to improve the workflow.
Yaratıcı düşünme becerisini kullanarak iş akışını iyileştirecek bir plan geliştirdi.
Being well schooled in marketing, she quickly devised a successful ad campaign.
Pazarlama konusunda sağlam bir altyapısı olduğu için kısa sürede başarılı bir reklam kampanyası geliştirdi.
By using an intellectual approach, the team devised a plan based on careful reasoning.
Akılcı ve planlı bir yol izleyerek, ekip dikkatli muhakemeye dayanan bir strateji geliştirdi.
Schwartz devised a method for turning ordinary human skin cells into heart cells.
Schwartz sıradan cilt hücrelerini kalp hücrelerine dönüştüren bir yöntem tasarladı.