The search engine filters out outdated results to improve accuracy.
Arama motoru, doğruluğu artırmak için eski sonuçları devreden çıkarıyor.
Successful leaders embrace change instead of clinging to outdated methods and routines.
Başarılı liderler, eski yöntemlere tutunmak yerine değişimi kucaklamak isterler.
The remodel brought a fresh new look to the outdated office space.
Yapılan tadilat, eskimiş ofis alanına taptaze bir görünüm kazandırdı.
Internal assessment results showed a need to upgrade outdated technology systems.
İç değerlendirme sonuçları, eskimiş teknoloji altyapısının yenilenmesi gerektiğini gösterdi.
Innovative ideas are necessary to effect change in outdated business models.
Eskimiş iş modellerinde dönüşüm yaratmak için yenilikçi fikirlere ihtiyaç var.
The outdated system is unable to process modern data formats efficiently.
Eski sistem, modern veri formatlarını verimli bir şekilde işleyemiyor.
The software update put new life into our outdated computer system.
Yazılım güncellemesi, eskiyen bilgisayar sistemimize yeni bir soluk getirdi.
Using outdated technology can drain resources and reduce operational efficiency.
Eskimiş teknolojiyi kullanmak, kaynakları boşa harcayıp operasyonel verimliliği düşürebilir.
They chose to toss away outdated manuals and free up shelf space.
Raflarda yer açmak için eskiyen kılavuzları çöpe atmayı tercih ettiler.
The industrial accident raised concerns about outdated electrical wiring in the plant.
İş kazası, tesisteki eskiyen elektrik tesisatıyla ilgili endişeleri artırdı.
The outdated textbooks were a disgrace to the education system.
Eskimiş ders kitapları, eğitim sistemi için tam bir utanç tablosuydu.
Any attempt to fix the outdated system quickly was doomed to failure.
Eski sistemi alelacele düzeltmeye yönelik her girişim, baştan çökmeye mahkûmdu.
The system's throughput was limited by outdated software and hardware.
Sistemin üretim hızı, eskiyen yazılım ve donanım nedeniyle sınırlı kalıyordu.