Their wedding party comprises close family members and a few friends.
Düğün heyetleri, yakın aile üyeleri ve birkaç arkadaştan oluşuyor.
Avoid close contact with catching diseases to keep your family healthy.
Ailenizi korumak için bulaşıcı hastalığı olan kişilerle yakın temastan kaçının.
We went snorkeling to see the vibrant underwater world up close.
Canlı su altı dünyasını yakından görmek için şnorkelle dalmaya gittik.
Gestational diabetes can develop during pregnancy and requires close medical monitoring.
Gebelik şekeri hamilelik sırasında gelişebilir ve yakından tıbbi takip gerektirir.
The exam day is close on, so students are studying hard.
Sınav günü neredeyse geldi, bu yüzden öğrenciler sıkı çalışıyor.
She practiced shooting at close range to improve her accuracy indoors.
Kapalı alanda isabetini artırmak için yakın mesafeden atış talimi yaptı.
A short sword was commonly used by soldiers for close combat.
Kısa kılıç, yakın dövüşte askerlerin sıkça kullandığı bir silahtı.
Many athletes avoid close contact to prevent catching a stomach bug.
Birçok sporcu, mide enfeksiyonu kapmamak için yakın temastan kaçınır.
The stomach flu is highly contagious and spreads through close contact.
Mide gribi son derece bulaşıcıdır ve yakın temasla hızla yayılır.
Our close encounter with the mysterious figure made us feel uneasy.
O esrarengiz figürle bu kadar yakından karşılaşmak hepimizi huzursuz etti.
He described the shattering experience of losing a close family member.
Yakın bir aile ferdini kaybetmenin insanı derinden sarsan deneyimini anlattı.
A diminutive variant of the name was more popular among close friends.
İsmin küçültmeli bir biçimi, yakın arkadaşlar arasında daha yaygındı.
The story revolves around plotting and betrayal among close friends.
Hikâye, yakın arkadaşlar arasındaki entrikalar ve ihanet etrafında dönüyor.