A commodity is an object full of theological - even metaphysical niceties.
Bir meta, teolojik hatta metafizik inceliklerle dolu bir nesnedir.
Oil, being a commodity, heavily depend its prices on market forces.
Yağ, bir meta olarak, piyasa güçlerinin yoğun fiyatları bağlı.
Many investors watch the commodity prices as indicators of market trends.
Birçok yatırımcı, piyasa eğilimlerini görmek için emtia fiyatlarını yakından izler.
Accurate calculation by the analyst forecasted a drop in commodity prices next month.
Analistin yaptığı isabetli hesap, gelecek ay emtia fiyatlarında düşüş olacağını öngördü.
And a man with a talent like yours is a very valuable commodity.
Ayrıca senin gibi yeteneklere sahip biri çok değerli bir maldır.
And a man with a talent like yours is a very valuable commodity.
Ayrıca senin gibi yeteneklere sahip biri... çok değerli bir maldır.
Natural gas is a commodity with growing demand for energy production.
Doğal gaz, enerji üretiminde talebi giderek artan bir emtiadır.
Transport costs can reduce the profitability of selling this commodity.
Nakliye maliyetleri, bu emtianın satışından elde edilen kârlılığı azaltabilir.
The bulge in commodity prices affected the company's cost structure significantly.
Emtia fiyatlarındaki yükseliş, şirketin maliyet yapısını önemli ölçüde etkiledi.
Stabilization in the commodity prices allowed farmers to plan their crops better.
Emtia fiyatlarındaki istikrar, çiftçilerin ekim planlarını daha iyi yapmalarını sağladı.
She secured a position at a commodity brokerage handling oil futures trades.
Petrol vadeli işlemlerini yürüten bir emtia aracılık firmasında iş buldu.
Some sovereign funds have enough financial muscle to move commodity prices overnight.
Bazı devlet fonlarının emtia fiyatlarını bir gecede oynatacak finansal kası var.
A commodity brokerage negotiates deals on behalf of clients buying raw materials.
Bir emtia aracılık şirketi, ham madde alan müşterileri adına pazarlık yapar.