Outreaching to rural areas, the foundation delivers clean drinking water.
Vakıf, kırsal bölgelere giderek buralara temiz içme suyu sağlıyor.
Clean drinking water is in short supply in many remote villages worldwide.
Dünyanın birçok ücra köyünde temiz içme suyu son derece yetersiz.
Please boil the water before drinking to ensure it's safe.
Güvenli olduğundan emin olmak için lütfen suyu içmeden önce kaynat.
She prefers drinking hard cider over beer on warm summer days.
Sıcak yaz günlerinde biradan çok elma şarabı içmeyi tercih ediyor.
Water can filter through sand to become clean enough for drinking.
Su, kumun içinden süzülerek içmeye yeterince temiz hale gelebilir.
Try to make a habit of drinking water regularly throughout the day.
Günün içinde düzenli olarak su içmeyi alışkanlık haline getirmeye çalış.
He always preferred drinking champagne from a classic flute glass.
Şampanyayı her zaman klasik bir şampanya kadehinden içmeyi tercih ederdi.
He lifted the silver goblet, admiring its intricate decorations before drinking.
Gümüş kadehi kaldırıp içmeden önce üzerindeki ince süslemeleri hayranlıkla inceledi.
To maintain health, some recommend drinking alkaline water daily.
Sağlığı korumak için, bazıları her gün bazik su içmeyi öneriyor.
Day drinking often happens at beach bars when the weather is nice.
Hava güzel olunca sahil barlarında sık sık gündüz içme ortamı olur.
The government tests the city's drinking water regularly for safety.
Hükümet, şehrin içme suyunu güvenlik açısından düzenli olarak test eder.
Many remote villages starve for clean drinking water during the dry season.
Birçok uzak köy, kurak mevsimde temiz içme suyundan mahrum kalıyor.
Common sense indicates that drinking water is essential for good health.
Sağduyu, iyi bir sağlık için su içmenin vazgeçilmez olduğunu gösterir.