Make hard choices in a narrative driven experience, and face the outcome.
Anlatı odaklı bir deneyimle zor seçimler yapın ve sonuçla yüzleşin.
That is the hallmark of a truly effective purpose driven online training strategy.
Amaç odaklı, etkili bir online eğitim stratejisinin ayırıcı özelliği budur.
Brianna, you're the driven idealist.
Brianna, sen azimli bir idealistsin.
No. He's focused, responsible, driven.
Odaklanmış, sorumluluk sahibi ve azimli.
Spencer, you're just as driven and competitive as I am.
Spencer, sen de benim kadar hırslı ve rekabetçisin.
You are a very smart, driven young lady.
Sen çok zeki ve hırslı bir genç hanımsın.
Such performance driven companies need to regularly communicate and strengthen their dynamic aims.
Böyle bir performans odaklı şirketler düzenli olarak iletişim ve dinamik amaçlarını güçlendirmek gerekir.
I mean... you're driven, that's usually a good thing.
Yani... Sen hırslı birisin, bu genelde iyi bir şeydir.
The firm operates independently from Google and makes financially driven investment decisions.
Destek verdiği firmalar google'den bağımsız çalışırlar ve finansal odaklı yatırım kararları alırlar.
I see this kid who is smart And driven.
Zeki ve hırslı bir çocuk isterdim.
Help Santa solve a mystery in this festive and story driven solitaire game.
Santa Bu festival ve hikaye odaklı solitaire oyununda bir gizemi çözmeye yardımcı olun.
YouTube is a very powerful tool, visually driven and potentially very exciting.
YouTube çok güçlü görsel odaklı bir araçtır ve potansiyel olarak çok heyecan vericidir.
Yes. Vanessa has always been a very thoughtful and driven young woman.
Evet. Vanessa her zaman düşünceli ve azimli bir kız olmuştur.