Cranial pressure readings helped determine the severity of the head trauma.
Kraniyal basınç ölçümleri, kafa travmasının ciddiyetini belirlemede yardımcı oldu.
His dream included a disembodied head speaking ancient secrets in a whisper.
Rüyasında, fısıltıyla kadim sırlar anlatan bedensiz bir kafa vardı.
Farmers harvested the head lettuce early to sell at the market.
Çiftçiler, pazarda satmak için baş marulu erkenden hasat ettiler.
During the interview, her head movement displayed confidence and interest.
Mülakat sırasında yaptığı baş hareketleri özgüvenini ve ilgisini ortaya koyuyordu.
The old ax head had intricate engravings from the medieval period.
Eski balta başının üzerinde ortaçağ döneminden kalma ince işlemeler vardı.
He attached the ax head securely to prevent accidents during work.
Çalışma sırasında kaza olmaması için balta başını sapa sıkıca sabitledi.
The burned hair on her head needed special treatment and care.
Başındaki yanmış saçların özel bir bakım ve tedaviye ihtiyacı vardı.
She wore a crooked hat that tilted oddly on her head.
Başında tuhaf biçimde yana kaymış, yamuk bir şapka vardı.
The human head has a complex structure of bones and muscles.
İnsan başı, karmaşık bir kemik ve kas yapısına sahiptir.
The flower head's scent attracted several kinds of insects nearby.
Çiçek başının kokusu, yakındaki birçok böcek türünü kendine çekti.
During the summer, each flower head bloomed at different times.
Yaz boyunca, her bir çiçek başı farklı zamanlarda açtı.
Hearing so many technical terms at once made her head swim.
Bir anda bu kadar teknik terim duymak onun başını döndürdü.
His romantic proposal in front of everyone made her head spin.
Herkesin önündeki o romantik evlenme teklifi, onun başını döndürdü.