By overturning the balance of power in Europe, Napoleon made implacable enemies of the Continent's ruling classes.
Avrupa'da güç dengesini tersine çeviren Napolyon, kıta Avrupası yönetici sınıfları arasında amansız düşmanlar edinmiş oldu.
I have negotiated peace treaties between implacable enemies.
Amansız düşmanlar arasında barış görüşmeleri yürüttüm.
From small skirmishes involving single destroyers and hunting down merchantmen, to the clashing of massive fleets against implacable enemies, Victory at Sea Pacific is your ticket to exciting battles that take place on the dangerous seas of World War II.
Küçük çatışmalar içeren tek bir Destroyer ve avcılık tüccarlar, çatışan büyük filoları karşı amansız Düşmanlar, Zafer Deniz Pasifik senin bilet için heyecan verici savaşlar bu gerçekleşecek üzerindeki tehlikeli denizlerin Dünya Savaşı.
They are the most implacable enemies of freedom and progress everywhere.
Onlar her yerde özgürlüğün ve ilerlemenin en açgözlü düşmanı.
Their only implacable enemies, as a rule, were the aristocrats.
Onların en uz- laşmaz düşmanları. bir kural olarak. aristokratlardı.
Perhaps that's why they ended up such implacable enemies.
Belki de o yüzden bu kadar feci hadiselere imza atıyorlar.
They have done this by political guile, implacable enemies, and fierce warriors.
Bunun sebebi politik ilişkiler, güçlü düşmanlar ve kızgın savaşçılar olmalarıydı.
Thanks to her even its most implacable enemies have become its supporters and thousands of people now acknowledge ballet to be a vital necessity.
Onun sayesinde en korkunç düşmanları dahi destekçileri haline geldi ve binlerce insan şimdi baleyi hayati bir zorunluluk olarak görüyor.
Heroes, we usually show them on comics and cartoons, are going into fights against to implacable enemies in this game.
Genelde çizgi romanlarda ve çizgi dizilerde gördüğümüz kahramanlar bu oyunda amansız düşmanlara karşı zafer mücadelesine giriyorlar.
Unknown to him he has two implacable enemies.
Merhametinse iki amansız düşmanı var.
I had always hoped that you and I... implacable enemies, might sit down on the day of your capture and discuss like Cesar...
Bir düşüncem vardı... Siz ve ben... açgözlü düşmanlar... şöyle karşılıklı oturup...
Implacable enemies of Soviet power, the Cadets had an active part in all the armed counter-revolutionary actions and foreign intervention campaigns.
Sovyet gücünün amansız düşmanları olan Kadetler bütün karşı-devrimci eylemlerde ve dış müdahale sa- vaşlarında aktif roller oynadılar.
I have negotiated peace treaties between implacable enemies.
Amansız düşmanlar arasında barış görüşmeleri yürüttüm.
Potentieel gevoelige of ongepaste informatie
Er worden alleen voorbeelden gegeven om u te helpen het woord of de woordcombinatie waarop u hebt gezocht, te vertalen. Deze worden niet door ons geselecteerd of gevalideerd en kunnen ongepaste taal bevatten. Wij vragen u melding te maken van voorbeelden die dienen te worden aangepast of verwijderd. Vertalingen met grof of informeel taalgebruik worden meestal rood of oranje gemarkeerd.