We found several rare editions inside the book bin last week.
Geçen hafta kitap bağış kutusunun içinde birkaç nadir baskı bulduk.
The lawyer's briefcase had legal documents and case notes inside.
Avukatın evrak çantasının içinde hukuki belgeler ve dava notları vardı.
The barn door opened slowly, revealing stacks of hay inside.
Ahırın kapısı ağır ağır açılırken içeride saman balyaları ortaya çıktı.
The tavern owner called the police after a large brawl started inside.
Meyhane sahibi, içeride büyük bir kavga başlayınca polisi aradı.
Firewood is stacked near the door to bring inside each evening.
Her akşam içeri almak için kapının yanında odunlar yığılı duruyor.
Stop mucking about and help me carry these heavy boxes inside.
Oyalanmayı bırak da şu ağır kutuları içeri taşımama yardım et.
The sound engineer adjusted the levels carefully inside the recording studio.
Ses mühendisi, stüdyonun içinde seviyeleri büyük bir özenle ayarladı.
We shared a savory fried pie with meat and vegetables inside.
İçinde et ve sebze olan tuzlu bir kızarmış böreği paylaştık.
Local legends said a treasure was hidden inside the church tower.
Yerel efsanelere göre, bir hazine kilise kulesinin içinde saklıymış.
Working on location is more expensive than filming inside the studio.
Plato dışında çalışmak, stüdyo içinde çekim yapmaktan daha pahalıdır.
Smoking is banned inside public buildings to protect people's health.
İnsanların sağlığını korumak için kamu binalarının içinde sigara içmek yasaktır.
Bees work together inside the beehive to care for their young.
Arılar, yavrularına bakmak için kovanın içinde imece usulü çalışır.
Our mountain tent fits comfortably two people and their gear inside.
Dağ çadırımızın içinde iki kişi ve tüm ekipmanları rahatça sığıyor.