The painting lacked a little something that would make it perfect.
Tabloda, onu kusursuz yapacak o son küçük dokunuş eksikti.
Bright colors make it seem like the house is more welcoming.
Refreshing the garden with new flowers can make it more lively.
Bahçeyi yeni çiçeklerle tazelemek, ortamı çok daha canlı gösterebilir.
Super light headphones make it comfortable to wear them all day.
Süper hafif kulaklıklar, tüm gün takıldığında bile rahatsız etmiyor.
The shaping qualities of the material make it ideal for construction.
Malzemenin şekil verilebilir özellikleri, onu inşaat için ideal kılıyor.
Adding another verse will lengthen the song and make it more dynamic.
Bir kıta daha eklemek şarkının süresini uzatıp daha hareketli hale getirecek.
This fabric possess qualities that make it waterproof and durable.
Bu kumaş, onu su geçirmez ve dayanıklı kılan özellikler taşıyor.
Weightless conditions make it challenging to perform simple tasks like eating.
Ağırsız koşullar, yemek yemek gibi basit işleri bile zorlaştırıyor.
Low spirits sometimes make it hard to enjoy daily activities.
Böyle bir ruh hâli, günlük şeylerden keyif almanı bazen zorlaştırır.
The beaver's webbed feet make it an excellent swimmer in the lake.
Kunduzun perdeli ayakları, gölde onu mükemmel bir yüzücü yapar.
Don't just plan; make it real by starting the project today.
Sadece plan yapma; projeye bugün başlayarak onu gerçeğe dönüştür.
The recliner's soft cushions make it ideal for relaxing in the evening.
Koltuktaki yumuşak minderler, akşamları dinlenmek için onu ideal hâle getiriyor.
New laws make it harder for convicted individuals to receive early parole.
Yeni yasalar, hüküm giymiş kişilerin erken tahliye almasını zorlaştırıyor.