We need a mind reader to help us find a bomb.
I'm not exactly an expert mind reader yet.
I'm a piece of intelligent software, not a mind reader.
You don't have to be a mind reader to know she's hiding something.
Kızın bir şey sakladığını anlamak için akıl okuyucu olmaya gerek yok.
The mind reader on stage guessed every number the audience secretly wrote down.
Sahnedeki zihin okuyan, seyircinin gizlice yazdığı her sayıyı bildi.
The skeptical reporter tried to expose the mind reader's clever techniques.
Şüpheci muhabir, zihin okuyan kişinin kurnaz tekniklerini açığa çıkarmaya çalıştı.
The mind reader invited the audience to test his abilities live onstage.
Zihin okuyan, yeteneklerini sahnede denemeleri için seyirciyi davet etti.
At the fair, a mind reader correctly named my childhood best friend.
Panayırda bir zihin okuyan, çocukluk arkadaşımın adını doğru söyledi.
He works as a mind reader, performing tricks with cards and thoughts.
O, kartlar ve düşüncelerle numaralar yapan bir zihin okuyan olarak çalışıyor.
A mysterious mind reader approached, offering to disclose my future for money.
Gizemli bir zihin okuyan yaklaşıp, para karşılığında geleceğimi söylemeyi teklif etti.
I mean, the guy's a mind reader.
Demek istediğim, bu adam bir zihin okuyucu.
He is a gifted mind reader and dear friend.
O yetenekli bir zihin okuyucu ve değerli bir arkadaştır.
We hired a mind reader for the party to entertain our guests.
Misafirleri eğlendirmek için partiye bir zihin okuyan çağırdık.