The meringue cooled quickly, forming a hard outer shell on the dessert.
Beze hızla soğuyup tatlının üzerinde sert bir dış kabuk oluşturdu.
The circuitry inside the robot is protected by a durable outer casing.
Robotun içindeki devre sistemi, dayanıklı bir dış gövdeyle korunmaktadır.
Your outer life becomes festive, there is no sadness in it.
Dışsal yaşamın bir şölen olur, içinde hiçbir hüzün kalmaz.
Each point on the outer boundary lies furthest from the center.
Dış sınır üzerindeki her nokta, merkezden en uzakta olan noktadır.
The outer garment's fabric was thick, providing excellent protection.
Dış kıyafetinin kumaşı kalındı, bu da çok iyi koruma sağlıyordu.
Security checks were conducted in the outer office before allowing entry to staff.
Personelin içeri girmesine izin verilmeden önce güvenlik kontrolleri dış ofiste yapılıyordu.
The toy's outer shell is made of tough synthetic resin for safety.
Oyuncağın dış gövdesi, güvenlik için sağlam sentetik reçineden yapılmıştır.
Scientists are designing a space vehicle that can travel to the outer planets.
Bilim insanları, dış gezegenlere gidebilecek bir uzay aracı tasarlıyor.
Natural protection is the reason why certain fruits have tough outer skins.
Bazı meyvelerin kalın dış kabuklara sahip olmasının nedeni, bu doğal korumadır.
The crash helmet has a sturdy outer shell and padded interior.
Bu kaskın sağlam bir dış kabuğu ve dolgulu bir iç kısmı var.
Winter squash has a tough outer skin that needs peeling before cooking.
Kış kabağının, pişirmeden önce soyulması gereken sert bir dış kabuğu vardır.
The outer boundary of the circle was highlighted in red for clarity.
Dairenin dış sınırı, daha anlaşılır olması için kırmızıyla işaretlenmişti.
Researchers found ancient artifacts in the outer reaches of the archaeological site.
Araştırmacılar, arkeolojik alanın en dış kesimlerinde antik eserler buldular.