His no reply to the invitation was seen as a silent refusal.
Davete hiç geri dönüş yapmaması, sessiz bir reddetme olarak yorumlandı.
The qualified yes serves as a middle ground between acceptance and refusal.
Şartlı evet, tam kabul ile reddetme arasında bir ara duruş işlevi görüyor.
I met with a refusal from the landlord about having pets in the apartment.
Ev sahibinden, dairede evcil hayvan bulundurmak konusunda ret aldım.
A flat refusal in response to bribery attempts demonstrates strong integrity and ethics.
Rüşvet girişimlerine verilen tavizsiz bir ret, güçlü bir dürüstlük ve etik duruş gösterir.
Her willful refusal to follow the rules caused a big argument.
Kurallara uymayı bile bile reddetmesi büyük bir tartışmaya yol açtı.
His refusal to sign anything in writing raised red flags immediately.
Hiçbir şeyi yazılı imzalamayı reddetmesi, anında alarm zillerini çaldırdı.
Their refusal to show the receipts stinks of something seriously wrong.
Makbuzları göstermeyi reddetmeleri kötü kokuyor, ciddi bir yanlışlık var.
Her bullet-headed refusal to apologize upset everyone involved in the argument.
Özür dilemeyi inatla reddetmesi, tartışmaya karışan herkesin sinirini bozdu.
Everyone noticed the point-blank refusal in his tone and attitude.
Herkes, ses tonundaki ve tavrındaki açık reddi fark etti.
Activists condemn the government's refusal to address climate change effectively.
Aktivistler, hükümetin iklim değişikliğiyle etkili biçimde mücadele etmeyi reddetmesini kınıyor.
The government's refusal to adopt renewable energy sources is a retrograde step.
Hükümetin yenilenebilir enerji kaynaklarını benimsemeyi reddetmesi, açıkça bir geri adımdır.
His bolshy refusal to cooperate delayed the entire project significantly.
İşbirliği yapmayı inatla reddetmesi, tüm projenin ciddi şekilde gecikmesine yol açtı.
Her sudden refusal burst my bubble and ruined my perfect weekend plans.
Onun ani reddi beni hayal kırıklığına uğrattı ve harika hafta sonu planlarımı bozdu.