The low beam setting is perfect for suburban night driving.
Kısa far ayarı, banliyö yollarında gece sürüşü için idealdir.
The first-person setting limits the field of vision but increases focus.
Birinci şahıs ayarı, görüş alanını kısıtlasa da odağı artırıyor.
The cellar door provides an intimate setting for sampling exclusive wines.
Tadım salonu, özel şarapları denemek için samimi bir ortam sağlıyor.
Instrumental music filled the room, setting a relaxing atmosphere for everyone.
Enstrümantal müzik odayı doldurdu ve herkese huzurlu bir ortam sağladı.
Effective goal setting guides team efforts in the right direction.
Etkili hedef belirleme, ekiplerin çabalarını doğru yöne kanalize eder.
Goal setting is essential for anyone who wants to achieve long-term success.
Uzun vadeli başarıya ulaşmak isteyen herkes için hedef belirleme vazgeçilmezdir.
Her ideas were a square peg in the traditional meeting setting.
Onun fikirleri, o geleneksel toplantı ortamına hiç uymayan türdendi.
Cautious behavior is essential in a laboratory setting to avoid accidents.
Laboratuvar ortamında kazaları önlemek için dikkatli ve temkinli davranmak şarttır.
Teasing can create an unpleasant atmosphere in any group setting.
Sataşma, herhangi bir grup ortamında tatsız bir hava yaratabilir.
The medium-low voltage setting protects delicate electronic devices from damage.
Orta-düşük voltaj ayarı, hassas elektronik cihazları hasardan koruyor.
The camera's high range setting captures distant subjects clearly.
Kameranın yüksek menzil ayarı, uzaktaki nesneleri net bir şekilde yakalar.
A silver wine bucket added elegance to the banquet setting.
Gümüş bir şarap kovası, davetin ortamına ayrı bir şıklık kattı.
The polarity setting on the machine must match the power supply exactly.
Makinedeki kutup ayarının, güç kaynağının kutuplarıyla birebir uyuşması gerekir.