The manager took control and assigned tasks to all team members.
Yönetici ipleri eline aldı ve görevleri tüm ekip üyelerine dağıttı.
Employees learn on the job by doing tasks and solving real problems.
Çalışanlar, gerçek görevleri yapıp gerçek sorunları çözerken işi öğrenirler.
Volunteers are given different tasks based on their skills and interests.
Gönüllülere, beceri ve ilgi alanlarına göre farklı görevler veriliyor.
The device is essentially a small computer designed for specific tasks.
Bu cihaz temelde belirli görevler için tasarlanmış küçük bir bilgisayar.
She dutifully completed all her assigned tasks before leaving the office.
Ofisten ayrılmadan önce kendisine verilen bütün işleri görev bilinciyle tamamladı.
The manager delayed less critical tasks to focus on pressing issues.
Yönetici, daha az önemli işleri erteleyip acil meselelere odaklandı.
She bought a new electric hedge trimmer for her gardening tasks.
Bahçe işleri için yeni bir elektrikli çit budama makinesi aldı.
The ageing process can make physical tasks more challenging over time.
Yaşlanma süreci, zamanla fiziksel işleri daha zor hale getirebilir.
The supervisor asked back the staff member to complete unfinished tasks.
Amir, yarım kalan işleri tamamlaması için personeli yeniden çağırdı.
The contractor coordinates all tasks to keep the project on budget.
Müteahhit, projenin bütçeyi aşmaması için tüm işleri koordine eder.
The workshop is equipped with various sanders for different woodworking tasks.
Atölyede, farklı marangozluk işleri için çeşitli zımpara makineleri bulunuyor.
Forgetting small tasks can pile up and create bigger problems later.
Küçük işleri unutmak birike birike sonradan daha büyük sorunlar yaratabilir.
She uses management software to assign tasks to different team members quickly.
Görevleri ekibin farklı üyelerine hızlıca dağıtmak için yönetim yazılımı kullanıyor.