The report contained imprecise data, which weakened the overall argument.
Raporda belirsiz veriler vardı; bu da genel argümanı zayıflattı.
He was accused without reason, which felt unfair to him.
Haksız yere suçlandı, bu durum ona çok adaletsiz geldi.
Cow's milk contains calcium which is good for healthy bones.
İnek sütü, kemik sağlığı için faydalı olan kalsiyum içerir.
The eggplant attracted several bees, which helped pollinate the flowers.
Patlıcan, çiçeklerinin tozlaşmasına yardımcı olan birçok arıyı kendine çekti.
Many financial decisions depend on which income bracket you belong to.
Pek çok mali karar, hangi vergi diliminde olduğunuza bağlıdır.
The manual lists the situations under which the warranty is applicable.
Kılavuz, garantinin hangi durumlarda geçerli olacağını liste halinde verir.
She checked the price list before deciding which product to purchase.
Hangi ürünü alacağına karar vermeden önce fiyat listesini kontrol etti.
The recipe was lacking essential spices, which affected the flavor.
Tarifte temel baharatlar eksikti, bu da yemeğin lezzetini etkiledi.
They arrive late to every meeting, which is quite frustrating.
Her toplantıya geç geliyorlar, bu da oldukça sinir bozucu.
They argued about which moral principle should apply in the situation.
Hangi ahlaki ilkenin bu durumda geçerli olması gerektiği konusunda tartıştılar.
Experienced picker knows which fruits are ready to be picked first.
Deneyimli toplayıcı, hangi meyvelerin önce toplanmaya hazır olduğunu bilir.
He spent hours at the art exhibition deciding which artwork to purchase.
Hangi eseri alacağına karar vermek için sanat sergisinde saatler harcadı.
The contract was signed under duress, which is invalid in law.
Sözleşme baskı altında imzalanmış; bu da hukuken geçersiz sayılır.