Günümüzde her dizüstü bilgisayarda yazılım okumak için bir CD sürücüsü bulunur.
Every laptop today includes a compact disc drive for reading software.
Evde ses CD'si kaydetmek için bir CD yazıcı olmazsa olmazdır.
A compact disc drive is essential for recording audio discs at home.
İçindeki diski çizmemek için CD kutusunu büyük bir özenle açtı.
He carefully opened the jewel case to avoid scratching the disc inside.
Bir tanesi bana bir CD yazmayı bile teklif etti.
One of them even offered to burn a CD for me.
Galia, tatlım, sana yeni bir CD hazırlıyorum.
Galia, my sweetheart, I'm making you another disk.
Yani kayalar aynı bir CD gibi bize tarihi anlatabilir.
So rocks can yield up history, just like a CD can.
O pasta dükkanı... şimdi bir ikinci el CD mağazası.
That cake shop... is now a second-hand CD store.
Sizin CD çaldığınızı görmek için gözlüğe ihtiyaç yok.
I don't need glasses to see you stealing a CD.
Tüm parasını her hafta yeni bir CD almaya harcardı.
He'd spend his whole allowance every week to buy a new CD.
Sadece birkaç CD değil, bir plak şirketi aldım.
Not just a couple of CDs. I've bought a record label.
Koltuğun altındaki rayları değiştir, belki bir CD çalar falan koy.
Replace the tracks under the seat, maybe throw in a CD player.
Aslında bu CD, basın posta kutularımızdan birine gönderildi.
This CD was actually sent to one of our press mailboxes.
Arabanın ön koltuğunun altında bir CD buldum.
I found a CD under the front seat of our car.