Using the standard form reduces errors and speeds up document processing.
Standart form kullanmak, hataları azaltır ve evrak işlemlerini hızlandırır.
The online form asked for a postal code to calculate shipping costs.
Çevrimiçi form, kargo ücretini hesaplamak için posta kodu istedi.
Historical documents are preserved in book form to ensure longevity.
Tarihî belgeler, uzun ömürlü olmaları için kitap şeklinde saklanır.
The backup list was documented in tabular form to prevent data loss.
Yedekleme listesi, veri kaybını önlemek için tablo şeklinde kayda geçirildi.
The singular form is commonly taught first when learning a new language.
Yeni bir dil öğrenirken, genellikle önce tekil biçim öğretilir.
Many cultures use basket weaving as a form of artistic expression.
Pek çok kültürde sepet örmeciliği sanatsal ifade biçimi olarak kullanılır.
The worker learned to recognize the standard form quickly during training.
Çalışan, eğitim sırasında standart formu kısa sürede tanımayı öğrendi.
Scientists studied the strange life form found in the alien cave.
Bilim insanları, uzaylı mağarasında bulunan tuhaf yaşam formunu inceledi.
Many cities encourage street art as a form of cultural expression.
Birçok şehir, sokak sanatını kültürel ifade biçimi olarak destekliyor.
The bowling champion practiced daily to maintain her top form.
Bowling şampiyonu, formunu korumak için her gün antrenman yapıyordu.
To build biceps, you must curl the barbell with proper form.
Biseps yapmak için, barı doğru formda curl etmen gerekir.
Historians study the regency as a unique form of government.
Tarihçiler, naipliği kendine özgü bir yönetim biçimi olarak inceler.
Stress reveals itself in some form or other under pressure.
Baskı altında kaldığında, stres bir şekilde kendini belli eder.