O işi sen yapamazsın Halime, boş ver.
You can't do that Halima, leave it.
En azından biraz su iç, Halime.
Take at least some water, Halima.
Onu bulamıyorum Halime, gitmiş herhalde.
I can't find him Halima, it's like he's gone.
Onun için doğurmak, çocuk oyuncağı, senin Halime gibi değil, salla gitsin onu.
It's piece of cake for her to give birth, not like your Halima, to hell with her.
Halime, buraya kahve içmek için gelmedin değil mi?
Halima, you didn't came here for coffee.
Halime, ben eve gidiyorum.
Halima, I'm going home.
Halime, onu görürsen...
Halima, if you see her...
Merhaba Halime, otursana.
Hello Halima, sit down.
Onu bulmuşlar, Halime.
They found him, Halima.
Onu görürsen, Halime...
If you see her, Halima...
Halime, benim kızım da oğlum da yok, kadın aklın bunu anlayabiliyor mu? Anlıyor mu?
Halima, I don't have son or daughter, can that be clear in your woman's mind?
Bir şey içmek ister misin? Meyve suyu, su? - En azından biraz su iç, Halime.
You want something to drink? Juice, water? - Take at least some water, Halima.
Halime, adama inandığını ve Cox's Bazar'daki evine gittiğini anlatıyor.
Halima said she had believed him and had accompanied him to his house in Cox's Bazar.