Progress in the contest was tracked on points gained from various tasks.
Yarışmadaki ilerleme, farklı görevlerden toplanan puanlar üzerinden takip edildi.
Progress is slow in such challenging projects with many obstacles.
Önünde bu kadar engel olan zorlu projelerde ilerleme yavaş olur.
Progress is monitored daily and stored in a database.
Gelişme günlük olarak takip edilir ve bir veritabanında saklanır.
Progress... and after centuries of it, all we want is to come back where we started from.
Gelişme... ve ondan yüzyıllar sonra bile başladığımız yerden geriye dönmek isteriz.
Progress depends on people's willingness to be led.
Gelişim, insanların yönetilme isteğine bağlıdır.
Progress reports, veterinary records created on each animal.
Gelişim raporları, her hayvan için veteriner kaydı.
Progress on the road project was bogged by unexpected weather conditions.
Yol çalışmasındaki ilerleme, beklenmedik hava koşulları yüzünden iyice yavaşladı.
Progress evaluations at the checkpoint helped keep the project on schedule.
Kontrol noktasındaki ilerleme değerlendirmeleri, projenin takvimine uygun gitmesini sağladı.
Progress was faster once he started personal training with a certified trainer.
Sertifikalı bir antrenörle kişiye özel antrenmana başladığından beri ilerlemesi çok daha hızlandı.
Progress in building is measured by the production of high-quality goods.
Üretimde ki ilerleme, yüksek kaliteli ürünlerin üretimi ile ölçülmektedir.
Progress is always meaningful, but it is relatively valueless without growth.
İlerleme her zaman anlamlıdır; ancak büyüme olmadan göreceli olarak değersizdir.
Progress does not take place for all in an equal and uniform manner...
İlerleme, herkes için eşit ve tekdüze bir biçimde yeralmaz...
Progress can come suddenly or infrequently and is impossible to fully predict.
İlerleme aniden veya nadiren gelebilir ve tam olarak tahmin etmek imkansızdır.