Sharp ears helped the hunter track animals by hearing their footsteps softly.
Avcının keskin kulakları, hayvanların hafif ayak seslerini takip etmesine yardımcı oldu.
Sharp ears enabled the translator to catch every word during the speech.
Çevirmenin keskin kulakları, konuşma boyunca söylenen her kelimeyi yakalamasını sağladı.
Sharp spikes on the fence acted as a deterrent for animals trying to enter.
Çitin üzerindeki sivri dikenler, içeri girmeye çalışan hayvanlar için caydırıcı bir engeldi.
Sharp rocks poke through the thin layer of snow on the mountain.
Dağda, sivri kayalar ince kar tabakasının içinden sivriliyor.
Sharp. Not terribly happy about this wedding.
Zengin, sert ve bu düğün için mutluluktan uçmuyor.
Sharp criticism is the columnist's stock-in-trade in every weekly article.
Sert eleştiriler yapmak her haftalık yazıda o köşe yazarının işidir.
Sharp claws help the cat to penetrate the soft tree bark.
Keskin pençeleri, kedinin yumuşak ağaç kabuğunu delmesine yardımcı olur.
Sharp shooters were placed on the hill to cover the flank and provide support.
Keskin nişancılar, kanadı gözetlemek ve destek vermek için tepeye yerleştirildi.
Sharp winds can fret tree bark, leaving marks and scars over years.
Sert esen rüzgârlar yıllar içinde ağaç kabuğunu oyar, izler ve yaralar bırakır.
Sharp ears allow some people to overhear conversations unintentionally in crowded places.
Keskin kulakları olan bazı insanlar, kalabalık ortamlarda istemeden başkalarının konuşmalarını duyabilir.
Sharp teeth, crazy eyes, genetically engineered super mutants.
Keskin dişli, acayip gözlü, genetiğiyle oynanmış süper mutantlar.
Sharp contrast in colors provides a vivid dramatic effect in the painting.
Renkler arasındaki keskin zıtlık, tabloda son derece canlı ve çarpıcı bir etki oluşturuyor.
Sharp secateurs make it easy to shape the small trees in the park.
Keskin bağ makasları, parktaki küçük ağaçlara şekil vermeyi çok kolaylaştırır.